Pazartesi, Temmuz 30, 2007

"Datca'da Zaman" Ulusal Basında



"Datça'da Zaman" Cumhuriyet Gazetesi'nin cumartesi günkü EGE ekindeydi.

Cuma, Temmuz 27, 2007

"Datça'da Zaman" tekrar Ulusal Basında



"Datça'da Zaman" Cumhuriyet Gazetesi Gezi eki'ndeydi

yazıyı okumak için üstüne tıklayın.

Salı, Temmuz 17, 2007

Çarşamba, Temmuz 04, 2007

NESİN VAKFI ÇOCUKLARI


Çocuklar ve görevliler feribottan iniyor.


SUYA BU KADAR TUZU KİM ATTI?

Dört yaşından on altı yaşına kadar, sevimli mi sevimli, zeki mi zeki bir çocuk grubu. Onlarla birlikte bakıcıları; on bir kişi. Yedisi görevli, dördü gönüllü anne. Bodrum üzerinden feribotla geldiler Datca’ya. Aslında Cuma günü geleceklerdi. Ufak bir aksama gelişlerini erteledi Cumartesi gününe . O gün Ege’de Hayıt Çiçeği Rüzgarları’nın en şiddetlisi esiyordu. Meraklı gözlerle gözden geçiriyorduk feribottan inenleri. Yolcuların hepsi karaya çıktıktan sonra göründü çocuklar; kimisi annelerinin (bakıcı anneler) kucağında, kimisi ağbeylerinin ellerine sıkıca yapışmış sarhoş gibiler. Belli ki tekne çok sallamış onları, çoğunu deniz tutmuş.


Ali henüz dört yaşında. Grubun en küçüğü, İyi beslenmesi
gerek.
(Eski Datça'da Antik Cafe Bar'da yemek.)

Program aksamadan gelselerdi cuma günü burada olacaklardı, cumartesi günü de benim bir söyleşim vardı onlarla. Çocuk yaşıma inip Datça’yı öykülerle anlatacaktım onlara. Durumlarını görünce iptal ettik söyleşiyi; çocukların dinlenmesi gerekiyordu.
Nesin Vakfı’nın çocuklarından bahsediyorum. Aygen Hanım’ın destekleriyle ve aktif arkadaşımız Melda’nın da yardımlarıyla Datça’da bir haftalık tatile geldiler.. Tatili kendi çadırlarında yapacaklar. Palamutbükünden yer bulundu. Kardelen Restaurant’ın arka bahçesi kamp yeri olarak belirlendi. Lokantanın banyo, tuvalet ve mutfağını da kullanacaklar. Aslında Palamutbükü’nün bütün esnafı emirlerinde. Ta Eski Datça ve Kaza merkezi İskele’den kucak açanlar var.


Dört yaşındaki Ali'yi, aynı yaşlardayken vakfa gelmiş olan abi besliyor

Onlar, dün Eski Datça’da ağırlandılar. Eski Datçalı çocuklarla kaynaşıp harika bir gün geçirdiler. Akşam yemekleri Antik Cafe’de yedirildi ve güneş batarken kamplarına gitmek üzere yola çıktılar.
Bugün İskele’de tatil yaptılar. Koru’daki Belediye Parkı mekanlarıydı; hem yüzdüler hem salıncaklara bindiler.
Akdeniz’in suyu onlara biraz tuzlu gelmiş olacak. Geldikleri gün hava oldukça sıcaktı. Kampları da tam denizin kenarında. Serinlemek için hemen atmışlar kendilerini buz gibi Akdeniz sularına. Altı yaşındaki Ilgın (sevimli bir kız) ilk kere denize giriyormuş. Denize atlamasıyla çıkması bir olmuş. Ağlamaklı bir tavırla sesini yükselterek şikayetini bildirmiş bakıcı annesine: “Bu kadar çok tuzu kim attı bu suya yaa?..”

nihat.akkaraca@gmail.com


Pazartesi, Temmuz 02, 2007

KİTAP

Yok sezeryan, yok normal doğum derken, sonunda geldi. Okuyucunun beğenisine dünden başlayarak sunuldu. Nasıl bir ses getirecek bakalım...