Perşembe, Ekim 30, 2008

DATÇA'DA CUMHURİYETİN 85. YILI KUTLAMALARI

CUMHURİYETİMİZİN 85.YILI DATÇA'DA BİR ÇOK ETKİNLİKLERLE KUTLANIRKEN
29 EKİM AKŞAMI YENİDEN DÜZENLENEN CUMHURİYET MEYDANINDA İLK KEZ BÖYLE KUTLANDI
Düzenlemesi ve yapılandırılmasını Datçalı genç mimar CAN KAYA' nın üstlendiği bu meydan
geçtiğimiz günlerde yapılan bir yarışmada birincilik ödülü almıştı.
Datça Belediyesi tarafından yaptırılan bu meydanda ilk kez bir bayram kutlaması yapıldı.

Salı, Ekim 28, 2008

"Emine Teyze ve Bilgisayar" Yunan basınında


"Datça'da Zaman" dan alınan "Emine Teyze ve Bilgisayar", İmine Teyze ve Şeytan Makinesi adıyla Yunancaya çevrilerek yayımlandı.


Kitabın yazarı hakkında ayrıca bilgi de verilmiş...
OOOO! BLOGLARIMIZ AÇILMIŞ...

Cumartesi, Ekim 18, 2008

Datça'da Genç Bir Edebiyatçı

S. Aylin, Zeytincik Köyü'ndeki yerel edebiyatçılarımızla. Fatmana'nın biri sohbet ederken, diğer Fatmana resim almaya çalışıyor.





Süreyya Aylin Antmen, Datça'nın sonbahar tatilcilerinden biriydi. Sonbaharın kendini iyice hissettirdiği bir zamanda tercih ettiği tatil, umarım onu mutlu etmiştir. Şansına, bir iki gün hariç, havalar iyiydi. Bu bir çaybahçesi buluşması. Yer: "Melisa Çay Bahçesi"




Datça'ya gelip de Zeytincik Köyü'ndeki Fatmanalar'ı ziyaret etmemek olmaz. Ama gittiğimizde Fatmanalar'ın hepsi orada değildi. Fatmana'nın evinde Fatmanalar'ı ziyaret. Muhabbet bir sevgi yumağı gibi...




Gazab'ın Fatmana, gittiği doktor ziyaretini bana en ince detayına kadar anlatmaya çalışıyor. Bir şikayet olarak değil, aksine, hayatı gırgıra alarak... Allah ömürlerini uzun etsin. Benim Fatmanalar'ım onlar. Hepsi aynı sokakta...



Cuma, Ekim 17, 2008

KİM ÖLECEK KİM KALACAK

Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaklık günleri... Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir. Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Birkaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der.
Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş, Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
-Demek Nazım sizsiniz, der.Nazım'a oturması için yer göstermez.Kısa bir konuşma sonrası, gidebilirsiniz, der.Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
-Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar. Müfettiş hemen atılır:
-Kim duymaz Hayyam'ı.
Nazım:
-Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sorar. Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür, "görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama, dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak," der çıkar.
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama, Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur...
Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi?
***
Hükümdarlar, bakanlar,bürokratlar ve savcıların da isimleri nasıl unutuluyorsa,
Nazım Hikmet'lerin, Fazıl Hüsnü Dağlarca'ların ve nicelerinin isimleri hep var olacaktır.
Kalin saglicakla...

Sayın Dr. Aytekin Ertuğrul'un anısından.

Perşembe, Ekim 16, 2008

Kaybettiğimiz değerin ardından

MUSTAFA KEMAL' İN KAĞNISI

Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla
Herbir heceden heceden

Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
Nam salmıştı asker içinde
Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
Doğrulmuştu yola, önceden önceden

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafiftiler, inceden inceden

İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
Niceden niceden

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
Düşerim gerilere iyceden iyceden

Kocabaş yığıldı çamura
Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
Örtüldü gözleri örtüldü hep
Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.
--------------------FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Çarşamba, Ekim 08, 2008

YENİDEN İMECE- Eylül 2008 Sayısı

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği'nin üç ayda bir yayımlanan dergisi Yeniden İmece.
Datça'da yaşayan "Yeniden İmece Dergisi" okuyucularına duyurulur. Derginin Eylül sayısı geldi.
Satın almak isteyenler bana şu telefondan ulaşabilirler: 0542 741 7599
Derginin arka kapağı Bedri Rahmi'nin bir şiiriyle süslenmiş. Bu yüzden burada arka kapağını görüyoruz. Şiiri okumak için resmi tıklayınız.

Cumartesi, Ekim 04, 2008

"FATMA DEYZE"

"Datça'da Zaman"ı okuyanlar hatırlarlar. Hani "Bilgisayar ve İmine Deyze" öyküsündeki İmine Deyze'nin komşusu "Fatma Deyze." Eczaneden ilacını alamayan komşusuna: "Sen de gafanı gullan, evindeki habları bene bırak da öyle git eczaneye, evinde hap olmayınca neyi sayacak o şeytan aleti" diyen Fatma Deyze. O akılı verdiğinde 98'i devirmişti. Bu yıl 101'i deviriyor.
Yüzünde gülümseme hiç eksik değil. Kendi evinde yaşıyor, kendi işlerini görüyor. Özgür...
Fatma Deyze'nin yazlık mutfağında sohbet ediyoruz. Konu tabii ki eski günler. İpek böcekçiliği yaptıkları, her evin mutlaka tütün diktiği yıllardan, savaş yıllarından konuşuyoruz. Eski Datça'da Türkler'le Rumlar'ın bir arada yaşadıkları yıllardan...

Fatma Teyze'nin eski sistemden vazgeçmeye hiç niyeti yok. Ne olur ne olmaz, sular her an kesiliverir. Küpünde su hazır olmalı. Küp de öyle kahverengi yüzüyle bakmamalı avluya, eskiden olduğu gibi yüzü badanayla ağartılmalı...
Bir çok kadın çeyiz sandıklarını ya satmış ya da yağmurun altına bırakarak çürütmüş. Fatma Teyze'ninki gelin olduğu günkü gibi duruyor. Annesinin de çeyiz sandığı olduğuna göre 120 senelik... Fatma Deyze, gerçekten bir yerel tarih; pırıl pırıl hatıralarıyla, eşyalarıyla ve yaşam tarzıyla. Karşında saygı ve sevgiyle eğilmemek mümkün değil. Sen daha çok çok yaşa Fatma Deyze, E mi?...



Cuma, Ekim 03, 2008


"Önce yalnızdım, karanlıktı her şey. Sonra gride buldum kendimi.
Gözüken bir şeyler vardı; kesif bir tutku, sonsuz bir bilinmezlik…
Geceler boyunca kötü rüyalar gördüm. Bir sabah eski bir kıyı kasabasında uyandım. Kekik kokulu dağlarda dolaştım günlerce. Bulutları izledim geçip giden… Kızıl çam ormanlarında kayboldum.
Yeşil: İnsanı rahatlatan tarifsiz güzellik… Yeşil oldum. Tarifsizdim, güzeldim, ama eksik…
Günbatımına yakın turuncu oldum ve giden gün ile eflatun…
Yıldızlar, galaksiler bozdu siyahın sihrini. Gözlerimi kapadım, yıllar boyunca da açmadım. Siyah oldum, küstüm…
Ve bir gün yıllar sonra, maviye açtım gözlerimi. Bir sonraki gün ve diğerinde de… Öptüm öptüm kokladım. Mavim diğer yarım benim."
(Kitabın ilk sayfasından alındı.)

Araya giren bir sürü etkinliklerden sonra bayramın da araya sıkışmasıyla yeni bitirdim Alim Erginoğlu’nun kitabını okumayı; “Bir Türk, Bir İngiliz ve Üç Kuruşluk Dünya.”
Kitap 512 sayfa.
MB Yayınevi’nden 2007 yılında çıkmış.

Kitabın ilk yetmiş beş sayfasında yazar Alim Erginoğlu, genç yaşta yakalandığı korkunç hastalığı nasıl yendiğini duru bir dille anlatıyor. Hastalıkla savaşını anlatırken bir insanı daha tanıyorsunuz; onun yanıbaşında, ona bütün gücüyle destek olan eşi Rachel’i.
Yetmiş beşinci sayfaya kadar olan kısmın Datça’da yazıldığı günü gününe belirtilmiş olduğundan, bu kitabı da kısmen “Datçalı Kitaplar” arasına koyacağız. Alim ile yüz yüze görüştüğümde kendisinin de bir Datça aşığı olduğunu anlamıştım. Kitabından ve bloğundan (http://www.alimrachel.blogspot.com/) da anlaşılıyor zaten.
Yetmiş beşinci sayfadan sonra Alim ve Rachel çiftiyle uzunca bir uzak doğu gezisine çıkıyorsunuz.
Kitap hakkında daha fazla bilgi edinmek ve kitabı nerelerde bulabileceklerini öğrenmek isteyenler Google’a kitabın adını yazarak girebilirler.