Cumartesi, Haziran 07, 2008

BİRAZ DA ŞİİR

"İki Şair Sunay Akın-Akgün Akova
arasında, İSTANBUL"
adlı kitaptan

ŞİİRİÇİ VAPURU

Nazım Hikmet vapuru
Deniz ile arasına
Dökülen asfaltı kırar
Ve özgürlüğüne kavuşturur
Salacak İskelesini
Batmak pahasına

Can Yücel vapuru
Alaycı bir düdük çalar
Savaş gemilerine
Ki rakı şişeleri asılıdır
Can simitlerinin
Yerine

Attila İlhan vapuru
Keyifle yarar suları
İçinde çünkü sevgililer öpüşür
Ve güvertesinde
Rüzgara karşı yakan
Bir katil üşür

Edip Cansever vapuru
Denize yansıyan
Otel ışıkları altında
Gider gelir Boğaz’ın en uzak
İki iskelesi
Arasında

Orhan Veli vapuru
Evlerine taşırken
Telaş içindeki insanları
Küpeştesinden atılan
Simitleri kapışır
Martı kuşları

Cemal Süreyya Vapuru
Akşamüstleri giyince
Işıklı elsbisesini
İnce bir duman savurarak havaya
Dansa kaldırır
Kız Kulesini


Sunay Akın




İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

Yüksel DEMİREKLER

İçimizdeki Çocuk

İçimizdeki çocuk öldüğü zaman
Ne ressam kalır ne şiir ne ozan
Ne bilgin kalır ne bayram-ı ramazan
Ne merak kalır ne sevgi ne bilim
Ne yaşama sevinci ne oyun ne yaşam
Kaç yaşında olursan ol
İçimizdeki çocuk öldüğü zaman

**************************

PARAMPARÇA
Bedri rahmi Eyüpoğlu


Ağaç bütün
Işık bütün
Meyve bütün
Benim dünyam paramparça


Büyük bir ayna kırılmış
Kırılıp yere dökülmüş
Kâinat içine düşmüş
Düşmüş ama paramparça


Yaprak yaprak yapıştırdım
Diyar diyar dolaştırdım
Bir alevdi tutuşturdum
Yandım ama paramparça

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Gidiyorum

ceketimi attım sırtıma
gidiyorum dostlar buralardan
dönüp te bakmadan ardıma
gidiyorum dostlar buralardan

her yanımda ezilmişlik
ufkuma doğru yürüyorum
beni kahreden yıkılmışlık
onuda yanımda götürüyorum

biçare, mahzun yüreğimi
hazin duygularım dişlerken
temiz zamana kaçıyorum
geçitleri, ayaklarım işlerken

yokuşlara bir bir çıkarken
akan sulara bent oluyorum
habire bana doğru akarken
kendimi akıntıda buluyorum

mazime güle güle deyip
gurup vakti uğurlamak istiyorum
sabır taşını bağrıma basıp
artık kendimi ağırlamak istiyorum

yemin ediyorum sana babalık
vatan hasretini duymayalı
çok oldu,unuttular unuttum
eziyorum maziyi dönmüyorum

(milano garı-1983)

anonim

Nesrin dedi ki...

Her yerde bir yaşam sevinci var. Şiirlerde, romanlarda, köşe yazılarında ama bunların arasında en önemlisi bence hayatta tattığımız o sevinç.. Tabi bizlere bunları tattıranda yine bu yazılar yada bunlara benzer heyecanlar olsa gerek..
İçimize işleyecek satırları bulmak bazen iki mısradan ibarettir. Yüzlerce sayfaya bakmaya gerek kalmamıştır. Ama bunların söylenmesi ve yazılması ustalık ister. Yada taa içimizde duyumsamayı gerektirir.

"Gece karanlık mı? dersin
Bakışlarım ondan zifiri.."

Muzaffer Özgen dedi ki...

Nihat ağbi "içimizdeki çocuk" şiirini okuyunca bunları yazma ihtiyaci duydum.Şair çok güzel anlatmış.Bazen yaptığımız hareketlerden dolayı çocuk gibisin derler ben de içimde bir çocuk var
derim .Son olarak çocuk şenliğinde de çocukları gördükten sonra ben de
duygularımı"Bir çocuk hep olmalı"
başlığıyla yazmıştım.
"Yıllar geçip
yetişkin olsak da
bir çocuk
çocuk kalmalı içimizde
yüreğimizde bir çocuk
hep olmalı
güzel bakan
gülümseyen
oyunları seven
bir çocuk hep kalmalı
kocaman adam olsak da
o çocuk büyümemeli
seven paylaşan
coşku dolu koşturan
o çocuk büyümemeli "

Nihat Akkaraca dedi ki...

Evet Muzaffer hocam, senin bloğunda böyle bir şiir okumuştum ve çok sevmiştim. Ben de bütün hayatımı bir çocuk gibi yaşamak istemişimdir. Bu şiir ne güzel anlatıyor öyle bir yaşamı...

Nihat Akkaraca dedi ki...

merhaba Nesrin, geröekten içimizdeki duyumsamayı gerektirir.
Bir insan edebiyatsız nasıl yaşar bi türlü anlayamam. Bir edebiyat insanı olduğumu söyleyemem ama hep onun ardından koşmuşumdur, yaşam boyu.

Nihat Akkaraca dedi ki...

isimsiz yazdığın şiir de güzel...

Nesrin dedi ki...

Nihat Bey, edebiyatsız nasıl yaşanılacağı konusuna bende anlam veremem. Eksik bir yanım muhakkak kalmış olur herhalde..
Bana lise yıllarımda bunu fark ettiren edebiyat öğretmenimi ve doğaya olan düşkünlüğü anımsatan coğrafya öğretmenimi anmak benim için büyük keyif, onlardan ne çok şey öğrenmişim yıllar geçtikçe bunu kat kat farkına varıyorum.
Aslına bakarsak üzerlerinden çok zaman geçmemiş 23 yıllık bir ömrün unutulmaz yanlarından birkaç kişi onlar. Ama kattıklarının değeri ölçülemez..
Hoşçakalın.